Gözleri Ayaklarında Bir Radyokafa


Yazan : a.c. sedef zaman: 19:05 0 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Music
Artigos Relacionados:
İşte ilk haberimiz. Dumanı tutuyor haberin. Henüz 10 günlük. Berbat bir şekilde yönetilen kulübümüz Galatasaray'ın soyadıyla yaptığı açıklama arasında bir bağlantı kurmaya çalıştığım yöneticisi Ali Haşhaş, bu aralar yapmaması gereken bir açıklama yapmış. Yönetimin tarihe geçeceğinden bahsetmiş.
Bu da dünkü maçtan sonra yapılan haber. Görüldüğü gibi, bu seneki takım 1959 yılında başlayan ligimizin Galatasaray açısından bir senelik yenilgi rekorunu kırmış bulunmakta.İki haberde de tarih yazma kısımları tutuyor. Buradan Ali Haşhaş beyefendiye saygılarımı gönderiyorum. Kendisi bir Nostradamus, bir Vanga Baba olma yolunda hızla ilerliyor.
Bizim nesil alıştı tabii ki Avrupa kupalarına, lig şampiyonluklarına, Türkiye kupalarına, en fazla şampiyonlar ligine katılan Türk takımı olmaya, yılın en iyi averaja sahip takımı olmaya, dünyada yılın takımı gibi başarılı rekorlara. Rekor, tarih yazma denilince haliyle ben böyle bir olay beklemiştim. Ama adamın tarihe geçme anlayışı farklıymış. Haydi Ali Haşhaş bey, görev seni bekler. Biraz daha uğraş, Adnan dostlarınla beyin fırtınası yapın. Bakalım seneye bu takımı küme düşürebilecek misiniz? Vallahi yapmanız gereken çok bir şey yok. Salıverin gitsin!
Yazan : Mithra zaman: 16:30 0 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray
Artigos Relacionados:
Arkas Spor, bugün(yani 26 Şubat Cumartesi) Avusturyalı rakibini bana göre 4-0, basına göre altın setle 3-0 yenerek(ciddiyim ben, durun anlatacağım) 2009'da kazandığı CEV Challenge Cup'ta yeniden finale çıkmış oldu. Ben de bizzat yerinde izledim tanık oldum İzmir'in buz gibi cumartesi akşamında. 4-0 ne alaka diyen olabilir. Ben de anlamadım. Zaten 3-0'dan sonra gitmeye hazırlanırken salonun büyük çoğunluğunun yerine oturup benim gibi 200-250 sazanın gitmeye kalktığını görünce dünyam yıkıldı.
İlk maçı Avusturya'da kaybetmiş Arkas, 3-2 kaybetmişler. şimdi benim anladığım, 3-2 bitseydi İzmir'de, Arkas alsaydı yani, uzayacaktı. 3-1 veya 3-0 olsaydı Arkas lehine, o zaman da Arkas geçecekmiş gibi geldi bana. Bana öyle geldi diyorum zira öyle olmadı.
3-0 olduktan sonra bir coşku bir kıyamet, dedim turu geçtiler final geldi. Giyiyordum montu baktım oturuluyor, arkadaş nereye dedi, e bitmedi mi dedim, yok dedi 4. set oynanacak altın set.
Benim tabii devreler zaten hasar görmüştü koca salonda sadece 200 civarı izleyici kapılara yönelince, arkadaşın bu lafından sonra tümden yandılar.
Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama Arkas 3-2'lik yenilginin rövanşını 3-0 ile kazanınca maç altın sete gitti dediğim gibi. Onu da rakibi ikiye katlayıp adeta ezerek aldı Arkas. "3-0 aldık yetmedi mi, illa göt mü edelim hepinizi" dercesine kazandılar. Toplamda 3-0 ve üstüne altın seti katınca 4-0 alıp finale çıktı Arkas.
Tebrikler, sonsuz teşekkürler ve finalde başarılar Arkas... ama bana bu yaptığınızı, şu aklımı karmakarışık edişinizi daha da unutmam.
Yazan : franchi zaman: 01:55 2 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Sports
Artigos Relacionados:
Sezon boyu geri düştüğü maçlardan sadece Beypazarı Şekerspor maçında sıkıntı yaşamadan galibiyet alabilmiş bir takım bu defa öne geçmesine rağmen maçı farklı kaybetti. Galatasaray'ın "istikrarsız istikrarı" devam etmekte, içeride üç puan, dışarıda sıfır puan. Sezon sonuna kadar böyle gidilecekse muhtemelen 8-10. sıralar arasında kalınacaktır. Bu kötü seriyi bozmak için ve deplasmanda da maç alabilmek için kötü havaya rağmen önemli bir fırsattı İstanbul BB deplasmanı. Galatasaray öne geçmesine rağmen bu fırsatı değerlendiremediyse ciddi bir problemden söz etmek mümkün.
Hagi'nin belli başlı ısrarlarına değiniyoruz hep, bu maçta da bunları gözlemledik. Yanlışları yeniden görmeye devam ettik. Neydi bu yanlışlar? İlk ve en önemlisi Lorik Cana'nın stoper oluşu. Cana defansif orta saha olarak oynarken şuna alışık, önde basmaya kalktığı zaman arkasını toplayacak 4 savunmacı oluyor en az. Ancak stoper oynarken bu yok, Cana biraz orta sahaya çıktığı zaman arkasında onu kapatacak kimse olmuyor bu kez, çünkü kendisi en gerideki oyuncu konumunda. Cana'nın oynaması gereken yerde ise oynayan isim Mustafa Sarp olunca takımın değil 1-0'dan, 3-0'dan bile maç vermesi doğal karşılanabilecek duruma geliyor. İlk yarı boyunca televizyona iki dakikada bir "Mustafa!" çığlıkları yükseldi. Kenar yönetim kendisini sürekli uyarmaktaydı, sahada doğruları yapan bir oyuncu bu kadar uyarı almaz, tek devrede en az yirmi kere adı anılmazdı. Mustafa'nın bu yetersizliğe rağmen ısrarla oyunda tutulması zaten güçsüz olan orta sahanın sonunu hazırladı. Bekte oynadığının on katı daha az performans veren Sabri ve gününde olmayan Culio ile birlikte Galatasaray -daha doğrusu Hagi- maçı rakibe elleriyle teslim etti.
Hagi takımın değişiklik istediği, Kazım, Serkan, Çağlar, Mustafa gibi oyuncuların çıkarılmak için alarm verdiği anlarda hamle yapmayıp durumu sahadakilerle kurtarmaya çalışarak takımının ve kendisinin ipini çekti resmen. İBB değişiklik haklarını bitirmişken Galatasaray'ın oyunu değiştirebilecek bir hamle yapmamış olması, ya da hamleleri geri düştükten sonra yapmış olması Hagi'nin büyük hatası olarak yansıdı bu maçta.
İBB tıpkı Beşiktaş'a yaptığı gibi kötü oynayan rakibinin gerçekten kötü oynadığını hissettiremedi ve bu akıllıca taktikle rakibini avladı. Beşiktaş maçında da kontrolü rakibe verip kritik dakikalarda kritik birkaç kontrayla işi bitirdiler, Galatasaray'a da aynısını yaptılar. Büyük takımların bunu henüz idrak edememiş olması ayrı bir skandalken, İBB'nin her maç bunu rakiplerine uygulayıp başarılı olması da daha büyük bir takdir konusu.
Maçın kırılma noktasına değinmek istedim bu maç ki açık ara farkla Stancu'nun atamadığı golü yazmalıyız. 2-0 yapsaydı en azından İBB daha çok açık verecekti ve Galatasaray için önde olduğu maç kabusla sonuçlanmayacaktı. 2-0'ı yakalama şansını oyuncunun vuruş tercihi yüzünden kaybeden bir takımın da 2-1'den sonra 3. golü getiren penaltıya haksızdı diye bir itiraz hakkı olmamalı. Fırat Aydınus hatalı bir penaltı kararı vermiş olsa da 2-1'den sonra maçın dönmeyeceğini maçı izleyen herkes biliyordu, Stancu'nun soluyla değil de sağıyla vurmaya çalışması Fırat Aydınus'un bu hatasını da kurtardı bir bakıma.
Galatasaray için umut her geçen gün artması gerektiği halde tam tersi şekilde tükeniyor artık. Hagi için de son bir söz söylemek gerekirse, bu maç geldiğinden beri kendisine olan güveni en çok sarsan maç olarak kayıtlara geçecektir.
Yazan : franchi zaman: 18:45 3 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray
Artigos Relacionados:Yazan : a.c. sedef zaman: 09:07 1 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football
Artigos Relacionados:

Yazan : a.c. sedef zaman: 01:36 2 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football
Artigos Relacionados:
Bir kazanıp bir kaybeden Galatasaray bu istikrarsız seriyi sürdürdü ve bu kez kazandı. Bunu yaparken de önceki haftalardan alıştığımız özelliklerini sahaya yansıttı. Bu özellikleri savunmada eskiye göre biraz daha toplu olmasına rağmen bu maçta da hücumda gereken etkinliği gösteremedi. Maçın son yarım saatinde hücumda etkili olmak şimdilik yetti ama ayağa kalkıp koşmak isteyen Galatasaray'ın bunu en az 60-70 dakikaya çıkarabilmesi lazım. Eğer bu seviyelere çekilemeyecekse Mendy'nin son dakikalarda kaçırdığını başka bir oyuncu kaçırmayıp Galatasaray'a ileride çelmeyi takacaktır.
Hagi'nin Sabri-Neill-Cana üçlüsü ile yaptığı deney sürüyordu bugün ve yine bu deneyin başarısızlığa doğru ilerleyişine tanıklık ettik. Lucas Neill savunmadan ileriye iyi top atabilen bir isim diye orta sahaya çekildi belki de ama bu özelliğinden Galatasaray henüz faydalanabilmiş değil.Bu hatadan bir noktadan sonra dönebilmeli Hagi, ancak bu dönüş noktasını kestirene kadar işine son verilirse zararla çıkan Galatasaray'dan başkası olmayacak. Sağ bekte Serkan Kurtuluş'un performansı tatmin edici olsa da Sabri'nin bu yüzden kariyer başlangıcını yaptığı orta sahanın ortasına kaydırılmaması gerek. Belki sağ açık olur Kazım 4-4-2'nin ucuna geçer o şekilde çözüm üretilebilir ancak şu kesin: Sabri ortada daha verimsiz. Cana'nın defansif orta saha olarak stoperdekinden çok daha mükemmel bir performans verdiğini zaten biliyoruz, onu ekstradan uzun uzun değerlendirmek gerekmiyor.
4-4-2 demişken, meraklı gözlerle maçı izleyenler tam bir 4-3-3'ten ziyade 4-4-2 gibi bir diziliş uygulandığını göreceklerdir. Stancu, Kazım'dan daha ileride oynuyor hücumda. Bu da olası bir 4-4-2 denemesinde geçişin kolay olacağını gösteriyor bize. Tabii 1.5 senedir bir sisteme alışan takımda kadro ne oranda değişirse değişsin böyle kağıt üzerinde olduğu gibi rahat olmayacaktır o geçiş.
Bu hafta savunmada yine rakibine eskiye oranla az sayıda pozisyon verdi demiştik Galatasaray için ancak şu var ki o pozisyonların içinden tehlikeli olanların sayısı bu maçta fazlaydı. Bu kadar ciddi pozisyonu ligde harcayacak takım sayısı sıfırdır. Bugün Buca'nın kaçırdıkları maç içerisindeki stresin getirdikleriydi bana kalırsa. Zira son maçlarında gol sıkıntısı çekmeyen Bucalı oyuncuların bir maçta amatör kesilmeleri mümkün gözükmüyor. Galatasaray için dikkate alınması gereken bir konu bu. Gaziantep deplasmanında verilen pozisyon sayısı normaldi ama içeride hem de Buca gibi önemli oyuncuları eksik olan bir takıma bu kadar pozisyon verilmemeliydi. Hagi'nin savunmadaki dört isim ve önlerindeki üç isim arasındaki farklı mevkiilerde oyuncu oynatma sevdası geçerse rakibe verilen pozisyonların tehlike düzeyi azalacaktır. Neill'ın orta sahadaki vasatı aşamayan oyunu savunmada normale gelecek, Lorik Cana da orta sahada rakip atakların önemli bir bölümünü başlamadan kesecektir ve Galatasaray için doğru yola doğru önemli bir adım atılmış olacak bu şekilde.
Galatasaray Türk Telekom Arena'da üçte üç yaptı yaptı ama ilk kez iyi oynamadan kazandı. Hagi, bu statta bir daha iyi oynamadan kazanmak gibi bir sonuçla karşılaşmak istemiyor, hep iyi oynayıp kzanmak istiyorsa bazı denemelerinden artık vazgeçmeli. Yoksa Galatasaray'a verdiği kadar kendi teknik adamlık kariyerine de telafisi olmayacak zararlar verebilir.
goal.com / artemio franchi
Yazan : franchi zaman: 22:16 4 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray
Artigos Relacionados:Yazan : a.c. sedef zaman: 01:43 4 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football
Artigos Relacionados:Yazan : franchi zaman: 16:55 4 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Galatasaray, Video
Artigos Relacionados:
Ya ben... Neyse... Susuyorum... Görüntü konuşuyor zaten...
Sadece bir an ikisinin karışımı bir futbolcu düşünün, ikisinin yapamadıklarını tek bedende yapamayan bir futbolcu düşünün. Tamam bir yerinize çimdik atın o halde, geçti, kötü bir rüyaydı.
Yazan : franchi zaman: 15:27 4 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray, Photo
Artigos Relacionados:
Eskişehir maçı ile yükseldiğini düşünen Galatasaray, Gaziantepspor maçı ile aslında ritminde pek bir değişiklik olmadığını göstermiş oldu.
Bir önceki maçtan farklı olarak son anda sakatlanan Kewell kenara gelirken Konyaspor deplasmanının yıldızı Anıl Dilaver kadroya dahil oldu. Bu değişikliğin Galatasaray'ın 6 gün arayla bu kadar dengesiz performans göstermesine pek de bir etkisi yoktu. Sorunun kaynağı kaleci başta olmak üzere yapılan bir dizi hata. Hala deney aşamasında olan "stoper Cana" ve "ön libero Neill" karmaşasına geçen hafta eklenen "orta saha Sabri" ile gelecek konusundaki planlar iyice değişmişti. Ancak görülen o ki Eskişehir maçını kurtaran ve Sabri'yi sahanın en iyilerinden yapan o hareket devamlılık sağlaması mümkün olmayan bir hamleydi. Çünkü aynı görevi bu maçta da yerine getiren Sabri fazlasıyla etkisiz oldu. Orta sahadaki ekürisi Neill ile birlikte pek de iç açıcı bir performans gösteremediler. Cana'nın stoper olması kabul edilebilir ama Neill'ın ön libero olup Sabri'nin devamlı olarak orta sahada olması büyük bir soru işareti olarak kalacak.
Bunun dışında Galatasaray'ın bir büyük sıkıntısı da kalede yaşanmakta. Önceki hafta oynanan Eskişehir maçında Zapata'nın kolladığı kaleye isabet eden sadece iki top vardı ve ikisi de golle sonuçlandı. Gaziantep'te de durum değişmedi, kaleye gelen ilk basit topta skor tabelası değişti. Ufuk Ceylan gibi üzerinde ısrar edilmesi gereken bir ismi yedeğe çeken Hagi'nin yerine koyduğu ismin ilk maçlarında güven veren bir iş yapması gerekirdi. Ancak güvenin tam aksine Aykut Erçetin ve Ufuk Ceylan ikilisinin en kötü dönemlerini bile aratacak bir performansla giriş yaptı Zapata. Konsantrasyon, sekiz ay top oynamama, alışma dönemi gibi birçok bahanenin çok daha ötesinde problemleri var bu Kolombiyalının. Büyük ihtimalle de bu maçtan sonra sezonun sonunu görmesi tehlikeye girecektir. Hatalı goller yediği bir maçta bile en azından hatayı unutturacak kurtarışa imza atabilen Ufuk'tan sonra hatalı golden sonra bile toparlanıp iz bırakacak bir hareketi olmayan Zapata'nın Hagi'nin eskiye göre daha az pozisyon veren Galatasaray savunmasında en zayıf halka olacağı kesin gibi.
Hagi'nin bir başka hatası da on gün önceki Gaziantep yenilgisinden yeterli dersi almamış olmasıydı. Bunu söylememin sebebi de Popov, Cenk, Sosa gibi üç önemli oyuncunun kupa maçındaki rahat oyunlarını yine sürdürmeleriydi. Bu oyunculara ekstra önlem alamayıp tam aksine zaten iyi yaptıklarını işlerini daha iyi yapmalarını sağlayan oyun düzeni Hagi'nin hanesine büyük bir eksi puan olarak yazılmalı. Tolunay Kafkas da Eskişehir maçında gördüğü Galatasaray'ın pek farklı bir taktik ve dizilişle sahaya çıkmayacağını bildiği için kilit oyuncularının maçta rahat olmalarını sağladı.
Galatasaray'ın rakibine verdiği pozisyon sayısı bir büyük takım için normal sayılabilir ancak bulduğu pozisyon sayısı küçük bir takım için bile normal sayılamayacağı için yenilgiye çok da bahane aramamak lazım, sebepleri apaçık ortada. Mücadeleyi yapabilen ama üretkenlikte sıkıntı çeken bir takım ve üzerine Süper Lig değil 1. Lig için bile iyi sayılamayacak bir kaleci ile Galatasaray'ın işi şimdilik zor. Kewell'ın üretkenliği bir takımı bu kadar kısırlaştırıyorsa, hücum anlamında çözülmesi gereken ciddi problemlerin olduğu çok açık.
goal.com & artemio franchi
Yazan : franchi zaman: 22:30 6 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray
Artigos Relacionados:
Mini çakal bir yönetimimizin olduğu aşikar. Sık sık hata yapıp, ufak yamalarla bunu kapatmaya çalışıyor. Daha önce Franchi'nin Mini Çakallar & Elano adlı yazısı vardı. Sanırsam bu da yönetimimizin bir başka çakallık olayı.
Efsane maçların yaşandığı Ali Sami Yen'den ayrılarak yeni stada geçtik,ama her gün başka bir tartışma çıkıyor. Yeni tartışmamız ise henüz bazılarının yeni aklına gelen bir şey. Ortada bir stat var, ama stadın ismi henüz belli değil.
2009 yılında Türk Telekom ile bir anlaşma yapıldı. Stadın isminin 10 yıl boyunca Türk Telekom olup, karşılığında 100 milyon doların alınacağı duyurulmuştu. Haliyle biz de homurdanmıştık. Çünkü stadın isminde Ali Sami Yen yoktu.
Bu şekilde homurdanmalar sürerken, yönetim stadın açılış tarihine doğru stadın ismine Ali Sami Yen Spor Kompleksi'ni yerleştirmeye çalıştı. Fakat anlaşmanın içerisinde bu olmadığı için haliyle Türk Telekom izin vermedi. Anladığım kadarıyla tesisin ismi Ali Sami Yen Spor Kompleksi, fakat stadın ismi Türk Telekom olacak şekilde bir anlaşma imzalanmış.
Yani yönetim 2 yıl önce yaptığı anlaşmayı bozup, stada tesisin de ismini eklemiş oldu. Elbette anlaşmaya göre bu uygunsuz bir şeydir. Elbette ben de herkes gibi stadın isminin Ali Sami Yen olmasını isterim. Böyle değerli bir insanın, kulübün kurucusunun ismi statta yazmalı. Fakat ortada atılan imzalar var. Adnan Polat'ın yaptığı şey, pişmanlıktır. Galatasaray'ın değerlerini birbir ortadan kaldırıyor. Bunu o da gördü. Yaptığı hatayı düzeltmek istiyor, ama atı alan üsküdar'ı geçti. O anlaşmayı imzalarken gözleri sadece kağıttaki sıfırlarda takılı kalmış galiba.
Yazan : Mithra zaman: 17:55 5 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray
Artigos Relacionados:
Galatasaray geçen sezona dek şansının yaver gitmediği Eskişehirspor'a karşı bu sezon en net performanslardan birini sergileyerek puan şansı tanımadı. Deplasmanda 3 atılan Eskişehir'e TT Arena'da 4 atıldı ve sezonun kalanı için en azından ilk 5 umudu sürdürüldü.
Galatasaray açısından olaya bakmadan önce Eskişehir'e bakmak gerekiyor. Bülent Uygun ile çok iyi bir çıkış yakalayan ve haftalardır yenilmeyen takımda Sezer gibi çok önemli bir parça eksikti. Devre arası hazırlık maçlarını bile kaybetmeyen takımın TT Arena'dan puanla dönmesi sürpriz olmayabilirdi. Ancak teoride doğru uygulanan şeyler pratiğe dökülemeyince Galatasaray için Eskişehir engelini aşmak zor olmadı. Ümit'i forvete koyup Cana ve Servet ikilisinin ağırlığından yararlanmayı istediler muhtemelen ama Galatasaray'ın hücumdaki performansı Eskişehir için sürpriz oldu. Bu kadar formda ve iyi bir Galatasaray hayal etmemişlerdi muhtemelen.
Burada devreye Galatasaray giriyor ve 3 gün önce kötü oynayan takımın bugün nasıl sezonun en zevkli maçlarından birini oynadığını çözümlemek gerekiyor. Yekta'nın kulübeye çekilmesiyle boşalan yere Sabri geldi, Sabri'nin sağ bekteki yerine de sezon içerisinde sakatlanana kadar istikrar yakalayan ve mücadeleci oyunuyla gelecek için umut veren Serkan Kurtuluş geçmişti.
Orta sahada Barış-Ayhan-Mustafa üçlüsünden Culio-Neill-Sabri üçlüsüne terfi eden Galatasaray için iş ilerideki üçlüye kalmıştı. Stancu-Kewell ikilisi sol açık ve forvet arasında değişerek oynarken Kazım sağ kanada çakılı kalmıştı. Volkan Yaman-Kazım eşleşmesinde Kazım ağır basınca, solda da Eskişehir ne Stancu'ya ne de Kewell'a çare bulunca çok kolaylaştı işler. Sabri'nin vuruşuna Cana'nın müdahalesi ile 15 dakikaya yakın süre kapanan Eskişehir'i açan Galatasaray hemen ardından Serkan'ın oyunu iyi takibiyle doğan pozisyonda golü buldu. Maçın adamı diyebileceğimiz Kazım'ın ilk asisti Galatasaray'ı 2-0 öne geçirirken maç da kopmuş gibi görünmekteydi. Kewell'ın 45+1'de gelen golü de maçı ilk yarıda bitti denecek duruma getirmişti.
İkinci yarıya çıkarken yayıncı kuruluş spikerleri bir noktaya dikkat çekmişti. Galatasaraylı oyuncular skor 3-0 değil 0-0 diye motive olmaktaydılar. Bunun neden gerekli bir şey olduğu ikinci yarıda ilk 25 dakikada oyunu sadece bitmesi için oynayan Galatasaray sayesinde anlaşıldı. Rehavete kapılmama uyarısı boş çıkınca Mustafa'nın girişi ile bozulan orta saha düzeninin etkisiyle Eskişehir birkaç dakika içerisinde maçtaki ilk isabetli şutunu kaydetti ve golle sonuçlandı. Hemen ardından bir de Ümit'in tartışmalı faul sonrası gelen serbest vuruş golü ile Galatasaray için devre arasındaki uyarı iyice değer kazanmıştı. Kapanmak yerine hücum etmeyi düşünen takım son zamanların en mantıklı hamlesini yapmıştı belkide, çünkü kısa sürede gelen gol TT Arena'ya rüya gibi giriş yapan Galatasaray'ın rüyasının kabusa dönmesini engelledi. Kazım'ın çok zekice arkaya attığı topu her zaman doğru yerde olmayı başaran Baros değerlendirince bu sefer gerçekten d iki takım için maçın sonu gelmişti.
Bu 3 puan Galatasaray için tamamen ekstra bir motivasyon olacaktır. 3 gün önce dibe vurdu denen takımın bu kadar çabuk toparlanıp sezonun en iyi peformanslarından birini vermesi sadece stadyum etkisi ile açıklanamaz. Bu maç özellikle de yabancıları formda bir Galatasaray'ın ne denli tehlikeli olabileceğinin göstergesi oldu. Eskişehir için de uzun zaman sonra yenilgiyle tanışmış olmak önemli bir test oldu, ya düşecekler ya da yine uzun bir seri yakalayacaklar, bu yenilginin ne yönde etki edeceğini görmek için de biraz zamana ihtiyaç var.
NOT: Bu yazıyı Goal.com için yazdım, bundan sonra Galatasaray maçlarını değerlendireceğim Goal.com için. Bazı yazılar da böyle ortak olacaklar hem blogda hem Goal'de.
Yazan : franchi zaman: 23:00 4 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray
Artigos Relacionados:Aile olarak yıllardır süregelen bir geleneğimiz vardır. Eğer İzmir'de kalmamızı gerektirecek önemli bir durumumuz yoksa her sömestrda memketimiz Eskişehir'e gideriz. Bu sene gitmeden önce babam, "yav Galatasaray ile Bursa maçı varmış 2. haftada. Araları yakın nasılsa gitsek ya" demişti. "Hee evet gidelim, güzel olur" diye yanıltlamıştım ki, Sivas maçındaki bilet fiyatlarını gördükten sonra "aa çok uygunmuş" diyerek atladım üstüne. Eskişehir - İstanbul arası da pek fazla olmadığından bu fikir babamın da hoşuna gitti. Zaten Eskişehir'in Konya ile yapacağı maça kesin olarak gidecektik ki Türk Telekom Arena güzel bir fikirdi. İyi bir sürpriz gerçekleştirdik.
Ali Sami Yen Türk Telekom Arena / Galatasaray - Sivas
Maç öncesi gecikmeli de olsa Özhan Canaydın'ın büst açılışna gittik. Güzel bir program hazırlanmış. Buradan emeği geçenlere teşekkür ederim. Arkasından çeşitli uyarıları dinleyerek stada doğru hareket ettik. Elbette ki araba ile değil metro ile gitmek zorundaydık. Seyrantepe ayrımına kadar her şey gayet yolundaydı. Seyrantepe'ye gitmek için özel bir istasyon yapmışlar. Buradan 10 dakikada bir 2000 kişilik bir tren Seyrantepe'ye götürüyor insanları. İlk kargaşa burada çıkıyor. Çünkü hatta çalışan tek tren var, o da gidip geliyor. 5 dk'da bir istasyona insan taşınırken 10 dk'da bir stada giden trenin yolcu alması büyük bir kargaşaya sebep oluyor.
Stadın çevresi ve stada giriş konusunda önemli bir sorun yok. Geç kaldığımız için ancak "war chant" çalarken stadda olabildik. Keşke daha önce gelip yerimizi alsaydık. Batının ve doğunun 2.katı, ve kuzeyin 3. katındaki köşelerde bulunan posterler dışında stat doluydu. "Ben her yerden izlerim" diyenler için bilet fiyatları uygun. 2. katı aşırı pahalı yapmasalar da kale arkasını ve 3. katın parasını biraz daha arttırsalar daha uygun olur gibime geliyor. Çünü arada bir uçurum var. Stat bu fiyatlandırmayla her zaman 40.000 civarında seyirci toplar. Ama 52.000'i tamamiyle doldurur mu? Bilemiyorum.Maç sırasında gerekli desteği verdik. Hatta kendi adıma konuşursam bugüne kadar bir maçta ilk defa böylesine fanatik bir taraftar görüntüsü verdim. Gerçekten stat oynatabiliyor. Hem bizi, hem futbolcuları. Yalnız genel olarak bakarsak, giderek Fenerbahçe taraftarına benziyoruz. Yani daha fazla profesyonel, daha az destek. Stadın lokomotifi Pegasus tribünü. Orada üçgen şeklinde bir Ultraslan var ki stadı yönetiyorlar. Çok eleştiriyoruz, Ultraslan'ı, ama olmasalar tamamiyle çekirdekçi bir taraftar oluruz gibi duruyor. Bulunduğumuz güney tribünündeki destek iyi, ama Pegasus'a göre oldukça az. Bu tribüncülük işinden çok anlamam, ama daha fazla destek için Pegasus'taki gibi bir amigo desteğine ihtiyaç var. Pegasus'taki beyaz kıyafetli amigo kimse ona da helal olsun. Adam adeta bir orkestra şefi gibi yönetiyor.
Maç için çok fazla bir şey yazmaya gerek yok. Yaratıcılıktan yoksunduk, çok az pozisyon bulduk, Hagi'nin oyuncuları yanlış kullanması gibi birçok sebeple Sivas karşısında yine kısır kaldık. Tek sevinilen nokta mücadeleydi. Bazı oyuncular maksimum presi yaptılar maç boyunca. Cana'ya da ayrı bir parantez açmak gerekir. Adam şu dünyaya lider olmak için, mücadele etmek için gelmiş.
Maç sonunda asıl hengame başladı. Özellikle de güneyden çıkan bizler, bütün stadı tavaf etmek zorunda kaldık. Onbinler stadın çevresinde yürüdü. Neyse ki herhangi bir panik durumu yaşanmadı. Herkes sakince staddan çıkmaya gayret etti. Metroya binmek imkansız gibi göründüğünden biz otoyola çıkıp karşı tarafa geçen grup arasındaydık. Madem orada öyle bir geçiş yok. Oradaki engellerin ve çamurun kalkması lazım. Kısa dönemde bunların bitmesi lazım. Çünkü bunlar vakit harcatmayacak şeyler. Aslanlı yol ve otopark açılışı önümüzdeki sezon olacak gibi duruyor. Galatasaray taraftarı bana göre biraz sabretmeli. Özellikle stat çıkışı yorucu ve stresli, ama sabretmekten başka da yapılacak bir şey yok. Statı biz yaptık diye böbürlenmek kolay. Sıkıysa gel, halkın arasına karış maçın tamamını izle ve herkes gibi çık bakalım o stattan. Yemez, çünkü bunlar ancak işkembeden sallarlar.Eskişehir Atatürk Stadı / Eskişehir - Konya
Herhangi bir kargaşanın, düzensizliğin olmayacağı için maçtan bir gün önce stadın gişesinden biletleri aldım. Maçtan bir saat önce de stada varınca hiç sıra ile karşılaşmadan direk girdik stada. Zaten stad şehir içinde kaldığı ve kaldığımız evin de yakınlığı sebebiyle ulaşım kolaydı. Maça kadar yağmayan kar, maç başlamadan önce inceden de olsa oldukça yağdı. Neyse ki tutmadı da, oyuncuları zorlayan herhangi bir şey olmadı. Yalnız çok soğuktu. Ertesi gün yazdığına göre -2'de oynanmış maç. Zaten maç çıkışı kısa bir süreliğine sağ ayağımı hareket ettiremedim. Soğuktan zeminle bütünleştim resmen.
Taraftar da bazen yönetime tepki gösterdi bu konuda. Zannedersem açık tribünün üstünün kapanma projesi varmış, ama iptal olmuş. Taraftar bu yağış altında ve bu soğukta kaldığı için tepki gösterdiler yönetime.
Tribün olarak Galatasaray'ın aksine amatör ruhunu kaybetmemiş bir seyrici vardı. Çocuk, genç, yaşlı, kadın herkes vardı tribünde. Kapalının solunda ve açığın ortasından başladı genellikle tezahüratlar. Yine içinde olmadığım için tam olarak bilmiyorum, ama kapalı ile açık bazı zamanlar farklı tezahüratlar yaptı. Keşke daha fazla iletişim halinde olsalardı.
Eskişehir seyircisi artık yeni bir stadı hak ediyor. Atatürk stadının bulunduğu konum itibariyle oraya yeni, büyük ve daha modern bir stat yapılma ihtimali az, fakat farklı bir bölgeye daha kaliteli bir stat yapılması gerekiyor. Ülkenin en önemli taraftarlarından olan Eskişehirlilere bir an evvel yeni stat lazım. -2'de bile o stadı doldurabiliyorlar. Buradan Büyükerşen'e, Eti'ye, Sarar'a saygılarımı ve sevgilerimi gönderiyorum.
Bu arada oturduğum yerin önündeki 6 kişilik grup haftaya Aslantepe'ye gideceklermiş. Bütün planlar, projeler yapıldı. Fakat aralarından biri şunu dedi.
- Hacım, ben gitmekten vazgeçiyorum. Ayhan yok, Barış yok. Haftaya %80 yeniliriz. Ben gelmeyeyim.
Bir Galatasaraylı olarak daha ne diyeyim. Tüm Türkiye ne halde olduğumuzu görüyor. Ama şu takıma x yıldır top oynamasını bilen bir orta saha gelmediği gibi Süper Lig'in açık ara en kötü orta saha üçlüsü BAM'ı muhakkak ki oynatıyorsunuz.
İkisinin de maçlarını izlemiş olarak bu haftaki Galatasaray - Eskişehir maçını Eskişehirlinin söylediği gibi %80 olmasa da, ibre Galatasaray'dan yana. Yani potansiyel olarak öyle.
Eskişehir'in defansı sene başına göre oturmuş durumda. Diego'nun gelişi çok şey fark ettirmiş. Orta sahada Alper Potuk kendini giderek geliştiriyor. Eğer fiziğini geliştirirse çok önemli bir futbolcu olur. Bunun dışında takımın en formda oyuncusu Sezer oynayamayacak. Bunun yerine tek yaratıcı adam Tello kalıyor takımda. Eskişehir de Galatasaray gibi gol sıkıntısı çekiyor. Takıma mutlaka bir golcü lazımdı. Fakat alınmayarak büyük bir riske girdiler.
Galatasaray'da ise işler malum. Yeni gelen her transfer takıma katkı sağlayacak gibi duruyor. Yeter ki Hagi oyuncuları doğal yerlerinde oynatsın. Bence maçın kilit ismi direk olarak Hagi'dir. Şu takıma artık top oynayabilecek ve mücadele edebilecek transferler yapıldı. Yeter artık şu BAM (Barış - Ayhan- Mustafa) sevgisi.
Yazan : Mithra zaman: 15:10 0 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray
Artigos Relacionados:
İyi ki doğdun kral!
Keşke yattığın yerden 5 dakika çıkıp da Galatasaraylı nedir nasıl olur diye şimdiki ruhsuzlara göstersen be.. 5 dakika? Olmaz mı?
Yazan : franchi zaman: 15:18 3 Yorum Var > Yorum Gönder
Etiketler : Football, Galatasaray
Artigos Relacionados:
©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.